Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Zamansız ve özensiz budanmış ağaçlar gibiyiz

Başucu kitaplarından : Savaşçı- Yazar -Doğan Cücenoğlu Anlamlı bir yaşamı hak etmek için; Budandığımız yerlerimizden yeni filizler çıkarmak gerek Zamansız budanmış ağaçlar gibi, bir türlü büyümememizin altında yatan nedeni bulursak; değişim için adım atabilir, kendi kararlarımızı kendimiz alabilir, yaşamımızı daha farkında olarak, her anın değerini bilerek sürdürebiliriz. Psikolog yazar Doğan Cücenoğlu Savaşçı kitabında;   “Her insanın gönlünün bir yerinde, çok derinlerde bir istek vardır: anlamlı ve coşkulu bir şekilde yaşamak. Bu isteği gerçekleştirmek kolay değildir; önce anlamlı ve coşkulu bir yaşamı hak etmek gerekir. Hak edebilmek için kişinin kendi içindeki olumsuzluklarla güçlü bir savaş vermesi gerekir ” diyor. Yazar, insanın kişisel gelişimini ve kendisi ile mücadelesini, değişim için koyması gereken hedeflerini, herkesin anlayabileceği bir üslupla; ama, ucuza kaçmadan çok güzel anlatmış. Çocuklarına iyi bir eğitim vermek isteyen sınıf öğretmeni Arif Bey ile ...

Kırmızı Pabuçlar

Okullar açılmak üzereydi... Fatma, geçen yıl okuma yazmayı sınıfta ilk öğrenen öğrenci olmuş, öğretmeninin bütün sınıfın içinde tebrik ederek, diğer çocuklardan önce taktığı kırmızı kurdeleyi gururla taşımıştı. Sınıfın en yoksul öğrencisi olarak, tahtaya kalkarken, diğer öğrencilerin, artık eskimeye yüz tutmuş lastik ayakkabılarını fark etmemeleri için dua ederek geçirmişti ilk yılını.  Tatil biterken; Babası, o gün bir haftalık yevmiyesini cebine koymuş, geçen yıl, başarısıyla kendisini gururlandıran kızına ayakkabı almak istemişti. Çarşı, Pazar gezmişler, bir türlü istedikleri gibi bir ayakkabı satın alamamışlardı. Bir ayakkabının fiyatı, neredeyse, babasının bir haftalığına denk geliyordu. Başı önünde, kara gözlerinden her an akmaya hazır gözyaşlarını saklamaya çalışırken, tam karşısındaki vitrinde onları gördü. Zengin çocuklarının ayağında gördüğü, imrenerek gizli, gizli seyrettiği ayakkabılara o kadar benziyordu ki, sevinçle:   - Bu işte! bu ayakkabıyı ...

ELVEDA GÜZEL VATANIM-AHMET ÜMİT

“Biz olmasak da fikrimiz iktidarda” Aralık 2015’ de çıkan Yazar Ahmet Ümit’in “Elveda Güzel Vatanım” kitabı okunması gereken kitaplar arasında ilk sıraya yerleşti.  Bugünü anlamak için, geçmişi iyi anlamak gerekiyor. Romanlar, tarihsel bir belge özelliği taşımasalar da; iyi bir yazar, tarihin eksik bıraktığını;   insan olgusunu, psikolojisini, toplumun ruh halini tarih kitaplarından çok daha iyi anlatabilir.   Her ne kadar kitap, “roman” olarak piyasaya sürülmüş olsa da; kurgu anı tadında mektuplardan oluşuyor ve yazarın denediği bu format, iyi bir okuyucu olarak, bana okurken “roman” okuyorum duygusunu vermedi. Romanda var olan diğer karakterlerin neler hissettiğinin tam bir muamma olarak kalması, hissettiğim en büyük eksiklikti. Yazar Ahmet Ümit, polisiye romanlarında ulaştığı çözümü, burada eksik bırakmış… Muhtemelen bunu da bilerek yapmış, çünkü, hala devam eden bir hikaye var… Ve bence yazar iyi bir şeyler yapmak istiyorsa, bu hikayeyi üçleme olarak rom...

KARADENİZİN KIYICIĞINDA-RIFAT ILGAZ

“Karadeniz’ in Kıyıcığında”ki   şehir ile tokat gibi yüzleşme Edebiyat sohbetlerinde, ne zaman Akçakoca’nın bahsi geçse, karşılaştığım   ilk soru oydu;   “Sizin oralarda, öğretmenlik yapan Rıfat Ilgaz,   Karadeniz’in Kıyıcığında romanında Akçakoca’yı anlatmış, okudun mu? Okumadım…   Her seferinde, kitapçı   dükkanlarında arayıp, bulduktan sonra, sayfalarını karıştırıp, raftaki yerine koyup, başka kitap alıp çıktım dükkandan… Yıllar sonra tekrar aynı soru çıktı karşıma, daha okumadan bir kitabı mahkum etmiştim sanki.   Kendimi suçlu hissetmeye, zorla da olsa okumaya karar vermiştim ki; yeni gelen Kaymakam Bey’in   de o kitap ile Akçakoca’yı keşfetme yolculuğuna çıktığını görünce, kararımı hızlandırdım. Kitap iki günde bitti… Bitirdiğimde suratıma okkalı bir tokat yemiş gibi oldum.   “Uzak durmamın bir nedeni varmış “ diye düşündüm.   Yazar Rıfat Ilgaz, 1930’lı yıllarda öğretmenlik yapmış buralarda… Dibine vurmuş   y...