Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şiirlerden Seçmeler

Dinle Konuştukça, kelimelerim öksüz bir çocuk gibi asılı kalıyor havada duymanın, işitmenin çok ötesinde olduğu bir alemdeyim Ve hep bir ağızdan Konuşmaktayız çaresizce sen ne dedin, ben ne duydum? anlayan var mı bu ruh hallerimizi? biraz sessizlik ey insan, biraz tevazu, susalım artık kendi gürültümüzden duyamadığımız doğa konuşsun tüm haşmetiyle hala kurtarabileceğimiz Bir şeyler varken ellerimizde... 24 Kasım 2012 Akşamüstü O akşam üstlerinde öğrendim evrenin gizemini, önce ölüm sessizliği sandığım o büyülü anda Güneş kaybolurken semada diner içimdeki gürültü evrenle birlikte her şey susar sessizliği duymak için kaparım gözlerimi gözlerimi açtığımda bambaşka bir evren gülümser bana duyarım gürültüden uzak tüm sesleri içim büyür derin ve dipsiz kuyuya dönüşür diğer ucu karanlık olmayan bedenimden tatlı bir hüzün yayılır ruhum ve bedenim söyleşiriz bunca yıl birbirinden habersiz deni...

Emine Hatun’un Dileği

Emine Hatun, sabah ezanıyla birlikte uyandı, sabah namazını kıldıktan sonra her zamanki işine koyuldu.   Elinde zorlukla taşıdığı belli olan su bidonu ile ayaklarını sürüyerek, sokağın köşesine daha önce koyduğu su kabını doldurdu.   Komşuları,  önceleri su kaplarından şikayet etseler de zaman içerisinde ya alışmışlar, ya da insafa gelmişlerdi. Yüreklerinin bir yerlerinde, yıllardır tuhaf gözüyle baktıkları bu kadının Allah’a kendilerinden daha yakın olduğunu hissediyorlardı. O sabah her zamankinden daha yorgun hissediyordu kendini. Ama yine de iki ay önce doğum yapmış köpeğin yavrularını beslemeliydi.   Annenin sütü yetmiyordu. Komşular söylenmeye başlamışlardı yine.  “Onlara yemek verip, onları buraya sen alıştırıyorsun” diyorlardı.   O’da sıkılarak, “Onları ben getirmedim ki, anne köpek doğum yapacak başka yer bulamamış buraya doğurmuş, yakında belediyeden gelip alacaklar” diye cevap vermesine rağmen, belediyenin barınağında yavruların has...

MOZART'A AŞIK OLMAK...

Müziğin iyileştirici gücünü birçok kişiden duymuştum. Bu hikayeyi de bizzat yaşayan kişinin ağzından dinledim. “ Eğer" diyordu, "Mozart’ın müziğini keşfetmemiş olsaydım, O karanlık dönemden sağ çıkamazdım. Sağ çıksam bile o ruh haliyle asla normal bir yaşama dönemezdim” Saadet’in bana anlattıklarını olduğu gibi aktarıyorum: 12 Eylül’ün Gölgesinde yaşamak Malum yıllar; Saadet, 12 Eylül’ün o karanlık günlerinde, karanlığa teslim olmamak için küçük de olsa bir şeyler yapma sevdasında. Yirmi yaşının verdiği enerjiye rağmen, içinde çoğalan isyan duygusunu bastırmak, siyasal tercihlerini komşularından, tanıdıklarından gizlemek zorunda… Arkadaş seçerken daha seçici, daha dikkatli olmalı… Bu yüzden arkadaş edinmekte zorlanıyor, yalnızlığı daha katlanılmaz oluyor.  Ruhuna ters gelen bu gizlilik, O’nda ağır bir kişilik bölünmesi yaratırken, ender olarak gördüğü, ama hiç sohbet etmediği, insanlardan illegal yazıları alıp, hiç tanımadığı, gerçek adını bilmediği ...